Plastik Rekonstrüktif Cerrahi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Plastik Rekonstrüktif Cerrahi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2012 Salı

Bir yılda 1000 ameliyat yaptı

Bir yılda 1000 ameliyat yaptı

Bilecik Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi Uzman Doktoru Hüseyin Kandulu'dan gurur duyulan rakamlar

13.11.2012

Bilecik Devlet Hastanesi'ne geldiği günden itibaren Bilecik halkının gönlünde yaptığı başarılı ameliyatların yanı sıra kişiliği ile yereden Plastik Cerrahi Doktoru Hüseyin Kandulu, bir yıl içerisinde 1000 ameliyat gerçekleştirdi.
Bir ilin Devlet Hastanesi'nde Kardiyoloji doktoru bulunmamasının ayıbının verdiği rahatsızlık ile gündeme gelen Bilecik Devlet Hastanesi, başarılı doktorlar ile de adından söz ettiriyor.
Bilecik Devlet Hastanesi'nde bir ilki gerçekleştirerek kaşı çöken bir hastayı yurtdışından getirttiği başkasından alınmış özel bir kemik ile kemik transferi ameliyatı yaparak hastayı bir günde aynı haline getiren Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Kandulu, şimdi de yaptığı başarılı ameliyatların sayısı ile gündeme geldi.
Bir yılda 1000 tane ameliyat yapan Dr. Kandulu'nun başarılı ameliyatlarının duyulmasının ardından Bilecik'in yanı sıra diğer illerden de gelen vatandaşların yanı sıra Hastane personelinin dahi ameliyat olmak için sıraya girdiği öğrenilirken, Doktorun azimli çalışması kamuoyunun da takdirini kazanıyor.
Giderek artan hasta sayısının yanısıra çevre illerden gelen taleplerle her gün yaklaşık 3-4 ameliyata giren Dr. Kandulu, hastaların artık çok bilinçlendiğini ve iyi bir hekim ve başarılı tedavi için mesafeleri dert etmediklerini belirtti. Dr. Kandulu, başarısının arkasında ciddi bir emeğin, disiplinli bir çalışmanın olduğunu ve ameliyatı işine olan sevgisi ve hastalarına olan saygısına borçlu olduğunu söylerken kendisini yetiştiren değerli hocalarına ise teşekkür etmeyi unutmadı.
Daha önce 2-3 kez burun ameliyatı geçirmiş ve başarısız sonuçlar nedeni ile artık son olsun diye kendisine müracaat eden hastalarına uyguladığı başarılı ameliyat yöntemi ile kendisini kanıtlayan Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Kandulu, Bilecik Devlet Hastanesi'nin sınırlı imkanlarına rağmen özverili çalışan ve hastaneyi ileri taşımak için mücadele eden güçlü idari bir kadrosunun olduğunu ve dinamik genç hekimlerle çok daha iyi noktalara kısa zaman da ulaşacağına inandığını söyledi.
Haziran 2013'e kadar ameliyat randevuları doldu
Artık hastalarına ameliyat için randevu veremediğini de belirten Dr. Kandulu, Haziran 2013 ayına kadar ameliyat yapılacak hasta sayısının dolduğunu gelen hastaların isim ve irtibat telefonunu aldığını ancak boş yada ameliyat olmaktan vazgeçen olduğu takdirde araya hasta alabileceğini söyledi.

19 Ocak 2010 Salı

ELLERİMİZ VE HAYATIMIZA KATTIKLARI ANLAM

Hayatımızın hiçbir evresinde var olan şeyler için tasa yapmayız. Var olan şeyleri yitirmeden değerini asla fark etmeyiz. Zaten hayatımızda buna benzer birçok şeyin değerini yitirmeden anlayabilmek bir erdem olsa gerek.

Bu sayfalardan sizlere daha önce burun estetiği, meme estetiği ve vücut estetikleri gibi birçok konuda bilgi vermeye çalıştım. Bunların yanında cilt kanserleri ile ilgili yazılarım oldu. Bu sayımızda ise sizlere Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Dalının içerisinde çok önemli bir yere sahip olan El Cerrahisinden bahsetmek istiyorum.

Hiç düşündünüz mü daha emeklerken kullandığımız ellerimiz öncelikle doğrulmamıza ve dik durmamıza yardımcı olarak daha hayatımızın başlangıcında bizler için ne kadar değerli olduklarını hissettiriyorlar aslında.. Onlarla yiyoruz, içiyoruz, onlarla iletişim kuruyoruz, yazıyoruz…

Hayatımızın her anında kullanıyoruz ve samimiyetle söylüyorum farkında olunmadan bu kadar çok kullanılan bu organımıza göre bir çok kişi beyinlerini daha az kullanmaktalar.. Bakınız ellerimiz o kadar değerli ki ilk aşkta, ilk dokunuşta parmak uçlarından kalkan his ta kalbimize kadar işler, kalp atışları öyle artar ki bu dokunuşun ardından sanki kalbimiz fırlayacak gibi olur…

Bunun yanında hayatımızın bu kadar içerisinde olan ve her an aktif olarak kullanılan ellerimiz de zamanla yıpranmakta ve hayatın yükü onlarda da tıpkı yüreklerimizdeki gibi derin izler bırakmaktadır.

Ben aşkıma dokunduğum da eğer onu hissedemezsem daha da kötüsü ona dokunamazsam hayatımın büyük bir anlamını yitirmiş olurum ya siz..?

Böylesine değerli bir organın varlığına karşın Tıp Dünyasının duyarsız kalması da elbette ki mümkün olamazdı.

Yıllar boyunca birçok cerrah eller üzerine çalışmalar yaptı ve ellerimizin tüm yapısı ve işleyişi kavrandı. Bugün ise çoğunlukla Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahların uygulamakta olduğu El Cerrahisi doğdu.

Peki El Cerrahisi nedir ve bizler bu konuda neler yaparız? Aslında birçoklarımızın bildiği ancak kendi başına gelmeden derman aramadığı birçok alan ile ilgilenir el cerrahları. Örneğin doğumsal el anomalileri olarak bildiğimiz sindaktili (el veya ayak parmaklarının yapışık olması-perde el) ve polidaktili(parmakların beşten fazla olması), daha nadir olarak ta sendromik veya ilaç kullanımına bağlı bitakım hastalıklar(Konstriktif Ring sendromu, Fokomeli vb.). İlerleyen yaşlarda biçok hastalığın yansıması ellerde ortaya çıkmakta. Bunların başında romatolojik hastalıklar ve şeker hastalığı gelmekte.. Doğaldır ki böylesine çok kullanılan bir organın başına yaralanmalar da daha sık gelecektir… Eğer kişi şanslı ise ve tüm bu olasılıklar başına gelmediyse günün sonunda ellerindeki kırışıklıklar her gün gözünün önünde olacak ve ona şöyle fısıldayacak ruhun genç, beynin genç , kıpır kıpırsın ama bizler yıprandık ve yaşlandık…

İşte tam da bu alarm zamanlarında deneyimli bir plastik cerrah devreye girer. El ameliyatlarında parmakların fonksiyonu ve duyusu bizler için önceliklidir. Örneğin altı parmaklı bir çocukta eğer siz yanlış parmağı ameliyat ile alır ve geride çalışmayan parmağı bırakırsanız bunun kişinin yaşamı üzerindeki etkisi feci olacaktır veya perde elli bir çocuğun parmaklarını ayırdıktan sonra parmaklarında deformiteler ve duyu kayıpları oluşursa bu çocuk bu yüzden ileride belki de pek çok şeyden mahrum kalacaktır.

Romatolojik hastalıklara bağlı (romatoid artirit vb.) ve Diabet hastalığındaki duyu kayıplarına bağlı olarakta elde bitakım deformiteler ve enfeksiyonlar gelişebilmektedir. Böyle durumların tedavilerinin zor olması nedeni ile öncelikle koruyucu tedbirlerin alınması gerekecektir. Örneğin diabet hastalarının şekerlerinin normal seviyelerde korunması ellerinin travmalardan uzak tutulması , ellerin nemli tutulup hijyenine dikkat edilmesi istenmeyen parmak kesilmelerinden kişiyi koruyacaktır. Romatolojik hastlıklarda ise parmakta hareketi sağlayan tendonların(kirişlerin) kılıflarında deformiteler gelişmeden iyi uyum sağlanacak ilaç tedavisi ve fizik tedavi uygulamaları parmaklarda istenmeyen şekil bozukluklarından kişiyi koruyacaktır.

Elin travmalarında ise (parmak kesilmeleri ve kopmaları, bilek kesileri , elin veya kolun tendon,sinir ve damar yaralanmaları) elin tüm yapılarına hakim olan tek cerrah tarafından müdahalenin yapılması önceliklidir. El cerrahisi yapacak kişilerin muhakkak mikrocerrahi deneyimine sahip olmaları gerekmektedir çünkü bir parmak kopmasında yapılacak olan damar ve sinir tamiri muhakkak mikroskop kullanımını gerektirecektir. El cerrahları elin kemik yapılarına ve kırıklarının tamirinde deneyime, damar ve sinir yapılarının yaralanmalarında atravmatik teknik ile mikrocerrahi deneyimine, tendon(kiriş) yaralanmalarında elin anatomisine ve fonksiyonel bilgilerine hakimdirler. El ameliyatları cerrahın deneyimi nekadar çok olursa olsun unutulmamalıdır ki neticeleri her zaman yüzde yüz başarılı olan ameliyatlar değildir. Bir kere hasarlanmış bir elin tekrar eski haline dönmesi maalesef ki çok zordur, bunedenle özellikle sanayi işçilerinin veya ülkemizde daha yoğun olan hayvancılık ve ziraat sektöründeki işçilerin koruyucu özel eldivenleri kullanmaları çok önemlidir.

Travmalara bağlı yaralanmalar yanında ülkemiz gibi güneş ışınlarının yoğun hissedildiği bölgelerde ellerde oluşan ve iyileşmeyen yaraların cilt kanserleri olabileceğinin unutulmaması çok önemlidir. Tırnaklar altında ben benzeri oluşabilecek renk değişikliklerinin de cilt kanserlerinde en ciddi olan malign melanomun bir başlangıcı olabileceği unutulmamalıdır. Tabi ki cilt kanserlerinin de oluşumundan sonra cerrahi tedavisi mümkündür ancak en azından 25 koruma faktörlü bir güneş koruyucunun devamlı kullanılması ve sigaranın hayatımızdan çıkarılması bu can sıkıcı rahatsızlığı bizden uzak tutacaktır.

Tüm bu hastalıkların dışında ellerin kişinin yaşını en fazla gösteren bölgeleri olması ve yüzü-gözü, burnu-poposu, karnı-memesi yapılı ancak elleri parşömen kağıdı gibi buruşmuş kişilerin ortaya çıkması ile estetik cerrahlar bu yöndeki çalışmalarını da yoğunlaştırdılar ve el gençleştirme ameliyatlarını uygulamaya başladılar. Böylelikle eller 15–20 yaş birden gençleştirilebilmeye başlandı.

Aslında elin yaşlanması vücudun diğer bölgeleri ile uyumlu ise çok dert olmuyor veya kişin diğer vücut bölgelerinde gençleştirmeye yönelik yapılmış estetik müdahaleler yoksa eller göze batmıyor ancak bunların tersi durumlar gerçekten rahatsız edici olabiliyor. Yaşlanmakla birlikte elin yağ dokusunda azalma, ciddi kırışıklıklar ve damarlarda belirginleşme ortaya çıkmakta.

Elde meydan gelen hacim kayıplarını hazır dolgu maddeleri veya vücudumuzun başka yerlerinden alınan yağ dokuları ile tamir etmekteyiz. Damarsal yapılardaki belirginleşmeler ise skleroterapi ve lazer gibi yöntemler ile yok edilmekte. Yaş ve güneş etkisi ile ortaya çıkan ciltteki kahverengi lekeler ise muayene sonucu derinliği değerlendirilerek değişik peeling veya lazer yöntemleri ile tedavi edilebilmekte.

Dokunduğunda hisseden ve hissettiren, yazdığında düşündüren, konuşmadan anlatabilen, sağlıklı ve genç ellere sahip olmanız dileğiyle..

Yaşamın Kendisi Kadın Dergisi Ocak 2010

23 Ağustos 2009 Pazar

YAŞAM KAYNAĞIMIZ GÜNEŞ VE CİLT KANSERLERİ

Sıcak yaz günlerinin ardından gelen şu sonbahar günlerinde hepimizin aklında plaj kumsal ve güneş kaldı. Birçoğumuz belki de denizden hiç çıkmak istemedik, güneşin ıslak vücudumuza vurması ile yaşadığımız haz ve rahatlık hiç bitmese, şu sonbahar hiç gelmese diye düşündük.

Peki sonbahar gelirken acaba güneş bizde sadece bu mutlu etkileri mi bıraktı ? Hepimizin bildiği gibi ozon tabakasındaki incelme ile yaşam kaynağımız olan güneş, yaşamımızı tehdit edebilecek bir düşmana dönüşebiliyor. Bu nedenle güneşin bize güzel bronz bir ten, çikolata kıvamında tatlı hoş bir görüntünün altında ne gibi zararlar verebileceğini biliyor ve bunlardan korunuyor muyuz???

Derinin üst tabakasını su , elektrolit ve ısı kaybını önleyen ayrıca vücudumuzu dış etkenlerden koruyan Epidermis tabakası oluşturur. Bu tabakanın altında kıl folikülleri , ter ve yağ bezlerini içeren dermis tabakası bulunur. Daha derinde ise yağ dokusu bulunur. Deri kanserleri bu tabakalardaki hücersel bozulma ile ortaya çıkar.

Deri kanserinin esas nedeni ozon tabakasındaki incelme ile vücuda gelen ultraviole ışınlardır . Özellikle güneş ışınlarının dünyaya dik olarak geldiği 10.00-15.00 saatleri arasında dikkatli olunmalıdır. Bunun yanında mor ötesi ışın veren elektrik lambaları ve bronzlaştırıcı suni ışık kaynakları da deri kanserlerine neden olabilir.

Risk altındamıyım?

Böylesine yoğun güneşe maruz kaldığımız ülkemizde derimizi tanımak ve korumak temel hedefimiz olmalı . Peki deri kanserine kimler aday ? Açık tenliler, çok sayıda beni olanlar , bu benlerin değişik şekil ve boyutta olması, çilli kişiler, ailesinde deri kanseri olanlar, herhangi bir sebeple radyoaktif ışın tedavisi (radyoterapi) alanlar, uzun yıllar iyileşmeden kalan açık yaraları olan kişiler başlıca bu riski taşırlar.

Deri kanseri tipleri:

Deri kanserlerinin başlıca 3 tipi vardır. Bazal Hücreli Kanser(BHK) bunların ensık rastlanan tipidir , yavaş seyreder , vücudun başka bölgelerine yayılmaz ve nadiren hayatı tehdit eder. Diğer sık rastlanan deri kanseri tipi ise Skuamöz Hücreli Kanser(SHK)dir. SHK dudaklarda ve yüz bölgesinde sık görülür ve lenf bezlerine bazende iç organlara yayılabilir. Eğer erken teşhis ve tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilir. Deri kanserlerinin üçüncü tipi olan Malign Melanom(MM) ise toplumda daha az görülür ancak erken teşhis edilirse tedavi şansı vardır, aksi takdirde ölümcüldür bu özelliği ile MM deri kanserlerinin en tehlikeli tipidir.

Peki her çok güneşe maruz kalan deri kanseri mi olacak ? Veya ilerde deri kanseri olurmuyum diye endişe mi yaşayacak ? Hayır ama derinizi tanımak ve herhangi bir değişiklik fark ettiğinizde bir Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanına müracaat etmeniz ileride oluşabilecek tehlikelerden sizi koruyacaktır.

Derideki değişiklikler :

Derinizde oluşabilecek ve dikkat etmeniz gereken değişiklikler şöyle ; pembe renkli küçük bir kitle, yüzeyi düzgün parlak veya çukur şeklinde lezyonlar, kabuklu,pullu, kuru kırmızı renkli nokta veya yumru şeklinde lezyonlar ve böyle lezyonların 2-4 hafta içerisinde iyileşmemesi sizi alarma geçirmeli. Malign Melanom için ise herhangi bir bende veya normal deride gelişen pigmente lezyonların sınırlarında düzensizlik, renk değişikliği, üzerinde kabuklanma, kıllanma, kanama, kaşıntı ve büyüme olması sizi bir Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanına yönlendirmeye yeterlidir.

Nasıl korunmalıyım?

Deri kanserlerinden korunmak için neler yapmalıyız? Öncelikle güneşte çılgınlarca güneşlenmek yok eğer açık alanda çalışıyor isek veya güneşe maruz kalacaksak muhakkak güneş koruyucuları kullanmamız gerekmekte ayrıca günümüzde çok şık bir aksesuar olarak yer alan şapkalarımız muhakkak hayatımızın bir parçası olmalı..

Deri kanserim varsa ne olacak?

Tüm önlemlere rağmen bahsettiğimiz şekilde şüpheli bir lezyonunuz var ise öncelikle Plastik Rekon. ve Estetik Cerrahınıza müracaat etmelisiniz yapılacak olan ilk şey tanı amaçlı biyopsi alınarak bunun patolojik incelenmesinin yapılmasıdır. Bu aşamada yapılan biyopsi tekniği hem tanı amaçlı hemde tüm lezyonun çıkarılması ile tedavi amaçlı da olabilimektedir. Patoloji sonucu doğrultusunda cerrahınız sizi yapılacak tedavi algoritması yönünden bilgilendirecektir. Tümörün tipine, evresine ve vücuttaki yerine göre bu algoritma şekillenecektir. Lokal veya genel anastezi ile cerrahi olarak çıkarılması , bölgesel lenf bezlerinin çıkrılması ve bu işlemler ardından radyoterapi veya kemoterapi gerekliliği bu algoritmanın parçalarıdır.

Plastik Cerrah tarafından yapılacak bir müdahale sonrasında hem fonksiyonel hemde estetik olarak tümör çıkarılır. Peki bu hastalık nüks eder mi? Nüks oranları yine tümörün tipine ve evresine göre değişmekle beraber çok sık değildir ancak bir kez böyle bir tedavi alan kişinin artık normal popülasyona göre riski artmıştır bu nedenle derisini iyi tanımalı ve muhakkak korumalıdır.

Bol güneşli ve sağlıklı bir yaşam geçirmeniz dileği ile…

Yaşamın Kendisi Kadın Dergisi Eylül 2009