Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2013 Perşembe

Bilecik'ten ayrılırken

Saygıdeğer Bilecik halkı ve tüm değerli hastalarım dikkatine;

Hicbirzaman desteklemedigim ve sadece geçici çözümler ürettiğini düşündüğüm mecburi hizmet gorevi ile sizlerle ağustos 2011 yılında buluştuk. Adı üstünde olan mecburi hizmet sonunda bitecekti . Gönül ister ki ülkemizde hiçbirşey mecburi olmasın ve kalıcı güzelliklerin sağlanabilmesi icin teşvikler yolu ile çözümler üretilsin. Konumuz bu olmasa da umuyorum ve diliyorum ki halkımız bir on yilini daha mecburi hizmet ile gözü boyanarak kaybetmez.
Değerli hastalarım bizler bu beyaz önlüğü üzerimize giyerek ailemizi ve hayatımızı bir kenara iterek mesleğimizi hayatimiz haline getirip siz değerli halkımızın saglıgını korumak ve güzelleştirmek amacı ile gece gündüz ayırt etmeksizin calismaktatiyiz.
Bende bu bilinçle ve sorumlulukla herbirinizi ailemin bir parçası gibi görerek Bilecik'te bulunduğum sürece sizlere yardımcı olmaya çalıştım. Göstermiş olduğunuz sıcak ilgi ve sevgi icin tesekkur ederken istemeden kırmış oldugum tek bir hastam dahi varsa beni affetmesini dilerim. Sizler kalbimde ayrı ayrı çok değerli yerlere sahipsiniz ve hepinize dilediginiz zaman yardımcı olabilmekten mutluluk duyarım.
Değerli hastalarım yanında Bilecik Devlet Hastanesinde ki tüm calışma arkadaslarıma teşekkürü bir borç bilir sevgilerimi sunmak isterim.
Bizleri mecburi olarak buluşturanlarin bana enbuyuk hediyesi karsilikli oldugunu bildigim, kalbimde sizlere duydugum sevgi ve saygı olmuştur.

Gönül dolusu sevgiler.
Op.Dr.Huseyin KANDULU
Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı
05336525413
 

19 Ocak 2013 Cumartesi

Bir Sorum VAR?


 
Sevgili Mehmet Ali Birand bugün  öğle namazının ardından tüm sevenlerinin eşliğinde son yolculuğuna uğurlanıyor. Sevgili Birand ve onun gibi şahsiyetler toplumda çok zor yetişiyor ve kayıpları gerçekten çok belirgin oluyor. Başta ailesine ve tüm sevenlerine Allahtan Rahmet ve sabırlar vermesini dilerim.

Sayın Birand’ın vefatının ardından dikkatimi çeken bir konu oldu. Yayıncı kuruluşu ve diğer bazı kuruluşlar kesinlikle katıldığım üzere yayın akışlarını değiştirdiler ve gündemlerini sevgili Birand ile oluşturdular hatta ve hatta en çok reyting alan eğlence programlarını dahi yayınlamadılar. Tüm bunlar, saygı ve sevgi  Sayın Birand için az bile çünkü bunu yaşamı boyunca elleri ile kazıyarak hak etmişti.

Yayıncı kuruluşlara bir soru sormak istiyorum bizlerin özgürce, huzurlu yaşaması için , sizlerin yayınlarınızı huzurlu yapabilmeniz için , vatanımızın , milletimizin birliği ve beraberliği için canlarını feda eden Mehmetçiklerimiz ve onların Anaları bu saygıyı hak etmiyor mu?

16 Ocak 2013 Çarşamba

SİGARA ve ESTETİK


 
Sigaranın hepinizin bildiği üzere sonsuz zararlı etkileri bulunmakta. Günümüzde zaten sigara paketleri üzerinde en acı olanı “sigaraiçmek öldürür” diye belirtilmiş. Çocuklarımızla sevdiklerimizle daha uzun ve konforlu zaman geçirmektense bir nefes çekmek arasında ki tercih tamamen bizlere kalmış.

Sizlere bu çok önemli sağlığa zararlı maddenin biz Plastik cerrahlar için önemini anlatmak istiyorum. Neden ameliyatlardan önce sigaranın bırakılmasını istiyoruz? Hastalarımızın acı çekmesi veya streslerini artırmak için değil tabi ki? Çok zor sigara tutkunu birinin ameliyat için sigarayı bırakması veya ara vermesi ama bir o kadar da önemli.

Bakın bizler “plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahlar” her ameliyatımızda izlerin az kalması , yaraların sağlıklı iyileşmesi için devamlı kafa patlatırız. Ameliyatlarımızın en kilit noktası dokunun beslenmesi  ve sağlıklı yaşamasıdır. Plastik cerrahi eğitimine bununla başlarız ve hayatımız bununla devam eder.

Sigaranın ana ve mikro dolaşımda ki damarlar üzerine oluşturduğu olumsuz etkiler ve içeriğinde ki zararlı maddeler ile ortaya çıkardığı iyileşme sorunları ortaya koymaya çalıştığımız eserin en büyük düşmanı ne yazık ki. Bu nedenle doku kayıplarında ki onarımlarda, yanıklarda, meme , karın ve yüz estetiklerinde olmak üzere tüm ameliyatlarımız öncesinde hastalarımızın bu maddeden uzaklaşmasını isteriz. Özellikle estetik müdahalelerde ise bunun önemini çok üzerinde durarak vurgularız çünkü zevk ve güzellik için yapılacak bu işlemin sigara nedeni ile mahvolmasına dayanamayız. Sigaradan uzaklaşamayan hastaları ise ameliyat etmeyi  pek tercih etmeyiz. Sigarasız sağlıklı günler dilerim..

 

15 Ocak 2013 Salı

ALİ AMCA'nın AĞZINDAN ; .....


ALİ AMCA’NIN AĞZINDAN; Doktorların son durumu

Bugün (15.01.2013) bir gezi amacı ile Bilecik’in Gölpazarı ilçesinin Beşevler köyüne gittim . Çok özlemişim toprağın kokusunu ve çamuru. Orada çok tatlı candan iyiliğini ve saflığını yitirmemiş bir aile ile tanıştım. Ailenin en büyüğü Ali Amca(70 yaşında) kolumu askıda görünce usulca sokulup sordu ne oldu evladım diye? Kırıldı amcacım dememle tatlı bir sohbet içerisinde bulduk kendimizi. Hiç beklemediğim şekilde ekonomiden ,askerden, polisten saygı ,sevgi ve ülkenin durumundan öyle güzel tesbitler yapmış ki gerçekten hayranlıkla dinledim. Aslında tüm yorumlarını anlatmak isterim ama doktor olduğumu öğrendikten sonra doktorların şuan yaşadıkları ile ilgili tesbitini onun ağzından aktarıp diğer konulardaki yorumunu sizlerin takdirine bırakmak istiyorum.

Ali Amca : Ahh oğlum deli bunlar deli ,zor sizin işiniz çok zor.  Hiç bir doktor fenalık eder mi insana bizi iyi etmeye uğraştığı belli niye saldırırsın ki niye döversin doktoru ama kışkırtıyorlar bunları ben sana söyleyim. Biz eskiden doktoru baş tacı ederdik kolay mı yetişmesi şimdi gencecik doktorlara küfür ediyorlar yazık yazık..
 
Ben bu güzel insana sevgilerimi sunuyorum. Bu güzel ülkenin değerlerinin biryerlerde korunuyor olması ne güzel..

 

4 Ocak 2013 Cuma

SON ÇINAR da DEVRİLDİ :


Sevgili Anneannem Cemaliye Kandulu bugün (04.01.2013) vefat etti ve ailenin son çınarı devrilmiş oldu.

 Çocukluğum ciddi anlamda dedem Hüseyin Kandulu ya hayranlık duymakla geçmti . Dedem yıllarca Kıbrıs Türklerinin özgür biçimde yaşaması için Türklük için mücadele etmiş ve sonunda hayatının büyük kısmını bu dava uğruna geçirmiş biri olarak tüm torunlarına vatan millet sevgisini aşılamak için dava arkadaşları ile yapmış oldukları bu mücadeleleri bizlere ayrıntılı biçimde anlatmıştı. Evlerinin önünde ki cami de ezan sesi ve ardından dedemin sesi ile Kıbrıs Türkünün yokluklar içerisinde ki mücadelelerini dinlerken doğal olarak küçük bir çocuğa tüm bu yaşananlar destansı gibi gelmekte idi. Bu vesile ile dedem Hüseyin Kandulu ya Sayın Dr. Fazıl Küçük’e , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Raif Denktaş’a ve Hakkın Rahmetine kavuşmuş tüm mukavemetçilere tekrardan Allahtan Rahmet diliyorum.

Dedemin vefatından sonra çok önemli bir gerçeği fark ettim ben. Evet dedem çok büyük işler yapmıştı ancak bu büyük işleri yaparken sahip olduğu büyük güç anneannem di. Anneannemin gücü ise sanırım her zaman sahip olduğu inanılmaz inancından geliyordu. Her türlü güçlük karşısında metanetli duran anneannem hiç tökezlemedi, yaşama karşı hep güçlü durdu, her zaman hayat hiç bitmeyecekmiş gibi çalıştı. Bu güçlü kadının yaşamı kitaplaştırıldı ancak doğrusunu isterseniz okumak onu anlamak için pek yeterli olmuyor. Ben çocukken söylediği ah oğlum aslında tüm bu dedenin anlattığı mücadelelere ben göğüs gerdim hep arkasında destek oldum lafının önemini sonra sonra fark ettim. Azmi , çalışkanlığı ve inancı herzaman örnek oldu bana. Evet anneannem gibi bir eş, bir anne gerçekten insan için çok değerli oluyor her zaman. O kadar güçlüymüş ki ben halen yanımda hissedebiliyor nasihatlarını dinlermiş gibi mutluluk duyabiliyorum.

Böyle insanların ruhlarında ki enerji asla yok olmuyor onları sevenler anlayabilenler bu gücü her zaman yüreklerinde hissedebiliyor, bu nedenle son yolculuk onlar için pek doğru bir tabir olmuyor.

Bu nedenle şimdilik hoşçakal sevgili anneannem…

26 Aralık 2012 Çarşamba

FIKRA Niyetine: Sağlıksız Sağlık


Sağlıkta dönüşüm politikaları ile halkı galyana getiren zihniyet acaba hastanelerde hastayı dikecek sütür materyali var mı cevap verebiliyor mu? Sütür yok makas yok flaster yok ama hastanın şikayet edeceği telefon hatlarında 24 saat çalışan memurlar mevcut. Bence doktorlarında 24 saat arayıp istekte bulunabileceği bir hat gerekli.(Özlük hakları , emeklilik hakkı , performans değil hakettiğinin gerçek karşılığı, insani çalışma koşulları). Gerçi böyle bir hat olsa inanın doktorlar (%80-90) aramaya tenezzül etmez ve zor koşullarda çalışmaya devam eder. Acil servislerde doktor yok , doktor olan yerde malzeme yok ama şikayet edilebilmesi için her yer yönlendirici afiş dolu…

Hastayı tedavi amaçlı yatırıyorsunuz ilaç serum tedavisini başlıyorsunuz ama ilkokul tahsilli (tahsile değinmemde ki amaç hor görmek değil hekim olmak için harcanan 20 yıllık eğitime dikkat çekmektir.) vatandaş sizi telefonla benimle saatledir ilgilenmiyorlar durumum acil diye şikayet edebiliyor. Kendi tanısını ve aciliyetini kendi belirliyor.

Dr: Beyefendi durumunuz acil değil ama bu ilaç tedavisi ardından operasyon gerekecek öncelikle tedavinizi almalısınız.

Hasta : Ama ben biliyorum alt tarafı dikeceksiniz (yıllarımızı vererek aldığımız eğitim boşa hasta tedaviyi çok iyi biliyor) hemen dikin ben gezeyim sigara içeyim..

Dr: Hemen olmaz önce ilaç tedavisi ile doku hasarı oturana kadar beklemelisiniz.

Hasta : Beni daha önce hiç bekletmediler hemen diktiler.

Dr: Bu durum farklı bu işin uzmanı benim..(yaralanmanın durumu hastaya detaylıca anlatılıyor)

Hasta : Peki ben hep yatmak zorunda mıyım gezip sigara içmek istiyorum..

Dr : Burası hastane tedavi olmak istiyorsanız yatmalısınız..

Hasta : (sadece inanmaz, umursamaz  bir bakış ve sırıtış)

Özet: Sigarasını içemeyen bilinçli ve eğitimli vatandaşa tanınan sosyal hakla hasta arayıp şikayet edebiliyor ve 5 dakika sonra geri dönüş alıyor. (aslında bakanlık adama çay ve sigara gönderse daha mutlu olacak yara mara umurunda değil. )

Bazen olaylar böyle basit biterken bazen de yıllarını çalışıp dişinden tırnağından artırarak çocuğunu gurbetlerde okutan bu yılları hep bir umut, hasret ve özlemle geçiren zavallı doktor annelerinin evlatlarının darp edildiğini hatta öldürüldüğünü öğrendikleri bir telefon ile bitebiliyor.

30 Kasım 2012 Cuma

Love handles- Ask tutamaclari

Küçük dokunuslarla büyük kurtuluşlar :"Love handles- ask tutamaclari "     

Pilates  aerobik fitnes derken eriyip bittiniz ama ask tutamaclarinizdan kurtulmadınız. Dusuk bel giyiyorsunuz pirtliyor , bikini giyiyorsunuz pirtliyor, dar tisortlerden nefret eder oldunuz, Peki böylemi olmak zorunda hayır değil . Tekrar diyetisyenemi gidelim hayır o da çözüm değil . Uzman bir estetik cerrah ile görüşmenizi öneririm çünkü ask tutamaclarini eritmek gercekten zor is..

Sicak yaz aylarının kendini iyice hissettirdiği bikini sezonunun başladığı su günlerde ask tutamaclari artık sorun olmaktan çıkıyor . Aylar oncesi başlayan diyet ve spor programlarına rağmen halen ask tutamaclariniz varsa bunu dert etmeyin 30 dakikalık küçük bı işlemle  artık ask tutamaclarinizdan kurtulmanız mümkün.

Düşük belli giysiler ve dar kiyafetler nedeni ile önceleri bukadar dikkat çekici olmayan ask tutamaclari artık incecik genc kızlarımızın bile büyük birer sorunu haline gelmiş durumda. Bel bölgesinde Lokalize yerleşimli bu tutamaclardan ameliyat bile sayılamayacak kadar konforlu yöntemlerle kurtulmak mümkün. 

7 den 70 e her bayan ve beyin ortak sorunu olan love handles in geri donussuz en değerli tedavi yöntemi liposuctin işlemidir. Lokal anestezi ile veya çok hafif sedoanaljezi ile uygulanabilen liposuction işlemi ile tutamaclarinizdan kurtulmanız mümkün. Bu işlem sadece iki küçük delikten gerçekleştiriliyor ve önce özel solusyon ile parçalanan istenmeyen yağlarınız daha sonra özel kanuller yardımı ile aspire ediliyor. İşlem sonrası evinize donüyorsunuz ve tek yapmanız gereken iki uç hafta süre ile derinin gevşemesini önlemek için korse kullanmak . Böylelikle ask tutamaclarinizla geri dönüşümsuz olarak vedalaşmis oluyorsunuz.

 İşlem sonrası oluşabilecek hafif morluk ağrı ve deri gevsemelerinin önüne gecmek içinse artık " vasser liposuction" diye bilinen ultrasonic liposuction yöntemini klasik liposuctiona göre sıklıkla tercih etmekteyiz. Peki nedir vasser teknolojisi size kısaca bundan bahsetmek isterim. Vasser ultrasonic dalgalar yardımı ile önce yağların vücut icinde parçalanması ve daha sonra aspire edilmesi yöntemdir. Bu ultrasonic etki ile hem derinin sıkıligini yeniden kazanması hemde küçük kanamaların önlenmiş olması nedeni ile ağrı morluk ve ödem süresinin kısalmasi sağlanmaktadır . 

Evet bugün sadece yarım saatte adı sevimli kendi sevimsiz ask tutamaclari ile nasıl vedalasabilecegimizi öğrendik ancak liposuction işlemi oncesi uzman bir estetik cerrah tarafından tüm vücudun muayenesinin yapılması gerektiğini ve bu işlemin zayiflatma işlemi değil bir vücut şekillendirme işlemi olduğunu hatırlatmak isterim. Tutamaclarin olmadıgı ask dolu sicacik yazlar dilerim.

13 Kasım 2012 Salı

Bir yılda 1000 ameliyat yaptı

Bir yılda 1000 ameliyat yaptı

Bilecik Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi Uzman Doktoru Hüseyin Kandulu'dan gurur duyulan rakamlar

13.11.2012

Bilecik Devlet Hastanesi'ne geldiği günden itibaren Bilecik halkının gönlünde yaptığı başarılı ameliyatların yanı sıra kişiliği ile yereden Plastik Cerrahi Doktoru Hüseyin Kandulu, bir yıl içerisinde 1000 ameliyat gerçekleştirdi.
Bir ilin Devlet Hastanesi'nde Kardiyoloji doktoru bulunmamasının ayıbının verdiği rahatsızlık ile gündeme gelen Bilecik Devlet Hastanesi, başarılı doktorlar ile de adından söz ettiriyor.
Bilecik Devlet Hastanesi'nde bir ilki gerçekleştirerek kaşı çöken bir hastayı yurtdışından getirttiği başkasından alınmış özel bir kemik ile kemik transferi ameliyatı yaparak hastayı bir günde aynı haline getiren Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Kandulu, şimdi de yaptığı başarılı ameliyatların sayısı ile gündeme geldi.
Bir yılda 1000 tane ameliyat yapan Dr. Kandulu'nun başarılı ameliyatlarının duyulmasının ardından Bilecik'in yanı sıra diğer illerden de gelen vatandaşların yanı sıra Hastane personelinin dahi ameliyat olmak için sıraya girdiği öğrenilirken, Doktorun azimli çalışması kamuoyunun da takdirini kazanıyor.
Giderek artan hasta sayısının yanısıra çevre illerden gelen taleplerle her gün yaklaşık 3-4 ameliyata giren Dr. Kandulu, hastaların artık çok bilinçlendiğini ve iyi bir hekim ve başarılı tedavi için mesafeleri dert etmediklerini belirtti. Dr. Kandulu, başarısının arkasında ciddi bir emeğin, disiplinli bir çalışmanın olduğunu ve ameliyatı işine olan sevgisi ve hastalarına olan saygısına borçlu olduğunu söylerken kendisini yetiştiren değerli hocalarına ise teşekkür etmeyi unutmadı.
Daha önce 2-3 kez burun ameliyatı geçirmiş ve başarısız sonuçlar nedeni ile artık son olsun diye kendisine müracaat eden hastalarına uyguladığı başarılı ameliyat yöntemi ile kendisini kanıtlayan Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Kandulu, Bilecik Devlet Hastanesi'nin sınırlı imkanlarına rağmen özverili çalışan ve hastaneyi ileri taşımak için mücadele eden güçlü idari bir kadrosunun olduğunu ve dinamik genç hekimlerle çok daha iyi noktalara kısa zaman da ulaşacağına inandığını söyledi.
Haziran 2013'e kadar ameliyat randevuları doldu
Artık hastalarına ameliyat için randevu veremediğini de belirten Dr. Kandulu, Haziran 2013 ayına kadar ameliyat yapılacak hasta sayısının dolduğunu gelen hastaların isim ve irtibat telefonunu aldığını ancak boş yada ameliyat olmaktan vazgeçen olduğu takdirde araya hasta alabileceğini söyledi.

30 Nisan 2012 Pazartesi

NEDİR BU DOKTOR DÜŞMANLIĞI?

AYDINLANMA

EMRE KONGAR

Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri aydın düşmanlığıdır.

Zaman zaman yatışan, zaman zaman güçlenen bu aydın düşmanlığının temelinde dört faktör olduğu düşünülebilir:

Birinci faktör, yükselen beklentiler ve bu yükselen beklentilere ulaşmak için gerekli çabanın gösterilmeyişidir:

Üniversiteye bile gitmemiş bir vatandaş, hayatının yaklaşık kırk yılını harcayarak profesör olmuş bir beyin cerrahının prestijini, gelirini, hayat standardını ister...

İkinci faktör, din, mezhep, ırk, milliyet, siyaset, yaşam görüşü farklılıklarından kaynaklanan bağnazlıktır:

Bağnaz insan, kendi düşüncelerine, inançlarına aykırı olan ya da aykırı olmasa bile bu düşünceleri, inançları sorgulayan insanları dışlar, onları düşman gibi görür.

Üçüncü faktör, edilgenlik ve çaresizlik duygusudur:

Yaşamından memnun olmayan, hayattaki amaçlarını gerçekleştirmenin, sorunlarını çözmenin yolunu bulamayan, yoksul ve çaresiz insanlar, mevcut koşullardan dolayı "başkalarını", "sorunlarını çözemeyenleri" sorumlu tutarlar.

Dördüncü faktör, özellikle siyasetten kaynaklanan toplumdaki popülist söylemlerdir.

Bu popülist söylemler hem cepheleşmeleri, düşmanlıkları besler, hem de geniş, yoksul kitleleri, kendilerinden farklı olan aydın kesimlere karşı kışkırtır.

* * *

Türkiye'de askeri darbe yönetimleri de, popülist sivil yönetimler de, aydın düşmanlığını körüklemişlerdir.

Her dönemde iktidarları sorgulayan aydınlar baskı altına alınmış, itip kakılmış, hapse atılmıştır.

Doktor düşmanlığı, aydın düşmanlığının özel bir biçimidir.

En basit örnek, mecburi hizmet konusunda verilebilir:

Türkiye'de özel girişim özgürlüğü vardır, piyasa mekanizması egemendir; herkes zorunlu eğitimi aldıktan ve meslekî standartlara göre gerekiyorsa stajını yaptıktan sonra, mesleğini istediği yerde icra edebilir...

Doktorlar hariç!

Sadece doktorlar, bütün eğitim ve staj gereklerini yerine getirseler bile belli bir süre Sağlık Bakanlığı'na mecburi hizmet yapmadan mesleklerini icra edemez.

* * *

AKP'nin sağlık reformu adı altında uygulamaya koyduğu ilkeler doktorlara da halkımıza da karşıdır:

Üniversite hocalarının sağlık hizmeti vermeleri neredeyse olanaksızlaşmıştır.

Muayenehane doktorluğu, giriş kapılarını bile ölçen bir denetim sistemi ile can çekişir hale getirilmiştir.

Devlette çalışanlar, "performans sistemi" adı altında zorlandıkları koşullarda, hiçbir hastaya doğru dürüst bir tedavi uygulayamayacak kadar yoğun bir iş yükü altına sokulmuştur.

Kamu hastanelerinin yönetici kadroları uzmanlardan temizlenmiş, yandaşlarla doldurulmuştur.

Özel hastanelerin bile kadrolarına el konmuş, isteyenin istediği doktoru istihdam etmesi engellenmiştir.

Hastalar beklenmedik katkı payları ödemeden kaliteli hizmet alamaz hale gelmiştir.

* * *

Aydınlara, doktorlara karşı genel yaklaşım bu olunca, zaten şiddete dönük feodal değerlerden kurtulamamış olan halkımız da bu ortamda, sağlıkla ilgili her türlü sorununu, çaresizliğini, doktorlara saldırarak ifade etmeye başlamıştır.

Son günlerde bütün kamuoyunu isyana sevk eden cinayet ve darp olaylarının arkasında yatan temel yapı budur.

* * *

Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası bu sorunlarla başa çıkmak için canla başla uğraşmaktadır.

Medyada, Cumhuriyet ve bir-iki gazete dışında fazla bir yer bulamasalar da, çok ciddi çalışmalar yapmakta, halkımızın ve sağlık personelinin sorunlarını sürekli dile getirmektedirler.

Bu Pazar İstanbul Tabip Odası'nda seçimler vardır.

Bu seçimlerde de elbette her seçimde olduğu gibi yandaşlar, yönetimi ele geçirmek için çalışacaklardır.

Bütün doktorların bu seçimlere katılmaları ve bugüne kadar sorunlarına sahip çıkmış olan mevcut yönetime destek vermeleri, hem kendi meslekleri hem de halkımızın sağlık sorunları açısında hayati bir önem taşımaktadır.

Kendi sorunlarına ve kendi örgütüne sahip çıkmayanlar kimseden de anlayış ve yardım bekleyemez!



***Üstteki  yazıda Emre Kongar’ın  hekimler ve sağlık sistemi hakkında ki tesbitlerini bulmaktasınız. Hekimlik mesleği dışında ve de bu sistem içinde olmayan bir kişi sistemi eğer bu kadar iyi analiz ediyorsa demek ki her şey ayyuka çıkmış.

Sadece şunu öğrenmek istiyorum. Eğer bu yazılanlar yanlış ise hekimler çok iyi koşullarda çok iyi maaşlarla çalışıyor ise mecburi hizmete ne gerek var? Normal atamalar yapılsın bu güzel koşullarda çalışmak için herkes sıraya girecektir zaten….

Yok eğer mecburi hizmet devam ettirilecekse , demek ki sistemde yanlışlıklar ve eksiklikler var, düzeltilmesi gereken…
Umarım hekimler dahil herkes bu yazıdan üzerine düşen dersleri çıkarır ve daha aydın daha medeni koşullar için elini taşın altına koyar..

Bedelli doktorluk çıksa kaç kişi yararlanır hayal edemiyorum…

18 Nisan 2012 Çarşamba

Dr. ERSİN ARSLAN


“Genç bir hekim hunharca öldürüldü siz oturduğunuz yerde rahat mısınız “

Çok şey mi istiyoruz bilmiyorum ama yıllarımızı verdiğimiz bu güzide mesleğe biraz saygı ve itibarının geri kazandırılması artık şart ..

Öylesine zor ve meşakkatli bir eğitimden geçiyor ki doktorlarımız bir durup düşünmek gerek… onlara değer vermeden veya kızmadan önce bir değil bin kez düşünmeniz gerekiyor .. hiçbir şeyle ölçülemez hekimlerin yaptığı işin değeri hayatlarını vermişler çünkü bu mesleğe ..  daha eğitim aşamasında zorluklar nedeni ile intihar eden birçok genç hekim adayı var… ve tabi bunun yanında ilaçlar yardımı ile bu stresli eğitimi almaya devam edenler…

6 yıllık tıp eğitimi sonrasında uzmanlık sınavı denen bir illet ve sonrasında enaz 5-6 yıllık uzmanlık eğitimi  yani en az 12-13 yıllık bir eğitim gerekiyor halka hizmet edebilmek için . hekim olmayı seçenlerin zaten temel amacı insanoğluna yardım ama birde sonrasında zorunlu hizmet var .. zaten adamlar gönüllü seçmiş bu işi , gönüllü hizmet varken zorunluya ne gerek..

Bir hekimin devlete ve ailesine maliyetini hesaplayan var mı bilmiyorum ama yıllarca ailelerin gözünden dişinden sakınarak çocuğum doktor olsun diye verdiği uğraş sonrası bu güzide mesleğe sahip kişilerin değerini ne performans ölçebilir ne de başka bir şey .. herkes beyin veya kalp açamayacağına göre yılların eğitimini hiçe sayarak sen bu ay bir beyin açtın performansın düşük demek saçmalıktan öte bir şey değildir.

Tüm bu süreç içinde kendini halkına hizmete adamış çoğunluğa sahip hekimlere karşı oluşturulan karalama ve öfke politikası insanı mesleği bırakmayı düşünecek kadar karamsarlığa itiyor..  yıllarını mesleğine vermiş genç hekim arkadaşımız Dr.Ersin Arslan’ın gencecik kalbi hunharca bir bıçak saldırısı ile durduruldu..  tek derdi halkına hizmet etmek olan hekimlere karşı şiddet giderek artarken şiddeti körükleyenlerin artık oturup düşünme zamanı geldi de geçiyor.. zaten performans denen saçmalık yüzünden hizmet kalitesi yerlerde sürünürken birde can güvenliği  endişesi yaşayan hekimlerden kimse verimli hizmet beklememeli .. çünkü sistem hekimi etliye sütlüye karışmamaya götürüyor.. bu durumda sevk memurları çalıştırsak daha makbule geçer inanın ..genç ve idealist bir hekim sadece tedavi etmek istediği için bir hasta yakını tarafından öldürülebiliyor..

Dr.Ersin Arslan'a  Allahtan Rahmet, ailesine sabırlar diler , bu hunharca olaya tıp camiasının ve duyarlı vatandaşların tepkisiz kalmamasını temenni ederim.  Hepimizin başısağolsun.. http://haber.mynet.com/saldiriya-ugrayan-doktor-kurtarilamadi-626095-yasam/

1 Nisan 2012 Pazar

EKİP RUHU



Bir dünya düşünün ki herkes bireysel yaşıyor ve sadece kendisi bir şeyleri başarmak için uğraş veriyor… Bu mümkün mü acaba ?… Kesinlikle değil neden biliyor musunuz?

Eğer iyi bir ekip çalışması yapmazsanız ancak bir yere kadar başarılı olabilirsiniz…


Hayatın her noktasında A’ dan Z ye bir ekip ruhu taşımalı insan… Güzel yaşamak güzel şeyler elde etmek için ekip oluyor insanlar… İleri ve medeni ülkelere baktığınız zaman hayatlarının içinde ekip olarak yaşamanın verdiği huzur ve mutluluğu görürsünüz. Çünkü farkındalıkları olan toplumlar bunlar. Eğer farkındalığınızı kaybederseniz ve iyi ekipler kurmak yerine birçok çatlak sesin çıktığı gruplar oluşturursanız küçülmek ve bölünmek kaçınılmazdır…


Toplumlarda ekip olabilmeli, birisi yaparken diğeri yıkmamalı, birisi temizlerken diğeri kirletmemeli, birisi severken diğeri küsmemeli…


Aslında hayatın kendisi ekipler kurulması üzerine dayanmakta ama bunu görmek anlamak için sadece biraz dikkat etmek gerek. Karıncalar , arılar , kuşlar , filler bile ekip olarak yaşamakta ve böylelikle hayatlarını daha rahat ve güvenli geçirmekteler..


İnsanoğluna gelince yaşamın başlangıcından itibaren ekip kurma, grup oluşturma girişimleri hep vardı ve var olacak… İnsanın zeki ve hırslı olması çıkarcı duygular ile birleşerek bu ekiplerin zaman içerisinde çatışmalarına, ters düşmelerine yol açmıştır.  Ancak kötü örnekler var diye iyi ekipleri ve onların başarılarını yadsımamak gerekir.


Sevginin bile tek başına kimseye faydası yok! Sevginizi bile paylaştıkça artırabilirsiniz! Kısacası ekip olmak gerek öyle veya böyle... Kimsenin tek olmadığını unutmayın… Ruhuma, sevgime aşkıma tam 11 yıl önce bugün ekip olmayı kabul eden tatlı şirin kıza teşekkürler ve sevgiler


Ama mantıklı olmak gerek ekip olmanın başarı için daha iyi şeyler elde etmek en yükseklere birlikte tırmanmak için gerektiğini unutmamak gerek.. İyi ekiplerin ise her zaman gönüllü askerlerden oluştuğu bir gerçek…


Mustafa Kemal ve askerlerini unutmayın sakın, onlarda ekip olmaya çalışırken birçok engelle karşılaştı ama milletle birleşen irade ve büyüyen ekip Yüce Türk Milletinin tarihine kazınan özgürlük zaferini doğurdu… (O dönemde millette oluşan ruhu parçalamak isteyenler mi var diye düşünüyor insan ??? )


Ekip olmak demek, yandaş olmak demek değildir. İyi ekipler hem kendilerini eleştirebilmeli hem de dış eleştirilere açık olabilmeli. Yandaş olmak ise yanlış olan işlerde bile kendi ekibini desteklemektir. Ancak sağlam düşünce temelleri üzerine kurulmayan her birliktelik bir gün yok olmaya mahkûmdur.


Ekip çalışması ile güzel bir şeylere imza atmak ve bunun zevkine birlikte varabilmek ancak bir erdem olsa gerek, eksikliğini birçok kişide gördüğümüz… Bir erdem olan ekip ruhu ile çalışıp güzellikler elde etmek,  çıkarlar için değil başarı için ekiplerin kurulduğu, sevginin ve saygının eksik olmadığı güzel bir toplum dileği ile ….

22 Mart 2012 Perşembe

SEVMEK


Sevmek lazım insanı, insan olduğu için. Anlam yüklememek gerek  sevmek için birini. Kalbini açabilmek gerek insan olan herkese. Sıfatları kaldırmak gerek sevebilmek için en içten en temiz…

İyi insan , çalışkan çocuk, güzel kız , mert adam diye başlayan ve sıfatlar sayesinde sevilir gibi yapılan durumlar öyle bir noktaya geldi ki sevmek artık karşı taraftan bir şeyler beklemek sanatına dönüştü .

En büyük sevgilerin ise makam sahiplerine karşı olduğu günümüzde , en çok sevilenler !! yöneticiler ve güçlüler . Dikkat edin güç te bir sıfat .. Bir insanı gücünden dolayı sevmek !!  veya güçlü olduğunuz için sevilmek!! ..

Ne kadar acı bir gerçek .. XXXX ‘ i seviyoruz neden güçlü olduğu için .. Başındaki gücü kaldırın sadece XXXX , yani sadece insan ama artık sevilmeyi hak etmiyor. Değersizleşiyor insan, sıfatı yoksa eğer…

 Dönek sevgiler hakim oldu hayatımıza , sıfatlara göre dönen ve dönmeye nereden başladığını unutan…

Diğer taraftan eğer sevilen konumunda iseniz veya size öyle davranılıyorsa düşünmeniz gerek başınızdaki sıfatı.. ve sıfatsız kalırsanız kaçının sizi seveceğini..

Belkide insanı sevebilmek için insan gibi insan demek gerek ama böyle söyleyince geride çok büyük bir börtü böcek topluluğu kalır diye korkuyorum…

Ne demiş ti aktör nalet olsun içimdeki insan sevgisine …….

28 Şubat 2012 Salı

BİLECİK ŞEHRİ VE DEĞERLİ ESNAFI


Bilecik şehrine geleli yaklaşık altı ay oldu. İtiraf etmeliyim ki coğrafya bilgim zayıftır , yani zorunlu hizmet kurasında bileciğin ismini gördüğümde öğrendim ben bu küçük şehri. Bilecik küçücük imkanları sınırlı bir şehir , şehrin özelliklerini yapısını tarihini de anlatmak isterim ama bugün önceliğim bileciğin değerli esnafı.

Bilecik esnafı hakkında ki bu kısa sürede yaşayarak tecrübe ettiğim küçük ama şehrin gelişememesine katkısı olan fikirlerim için özür dilerim,  anlatacaklarımı uygulamayan esnaftan ve aynı istikamette devam etmelerini rica ederim.

Bi kere bu küçücük şehirde güvenemiyorsunuz esnafa bu çok kötü. Hele bi de doktor etiketi yapıştımı üzerinize adamlar vur kaç yapmaya çalışıyor. Acaba ucuz kurnazlıkların kime ne yararı var ? En son olarak bilgisayarımın şarj kablosu arızalandı. Bi bilgisayarcıdan yenisini almak istedim , abi bu en iyisi diyerek tutuşturdu elime bir adaptör eve geldim olmadı , geri götürdüm biz eskisini tamir edelim ozaman dediler peki dedim.  Buraya kadar sıkıntı yok, çocuklar paramıda geri iade ettiler üstelik. İstanbulda işlerim var güzel ve tatlı kızla yola çıkıyoruz . Dertleniyorum yolda şarj aletini alamadım ya . Tatlı kız üzme diyor kendini İstanbul’da bakarsın tabi vakit bulursan. Neyse işlerimi hallediyorum ve ilk büyük mağazaya atıyorum kendimi o da ne bi sürü şarj aleti hemen alıyorum bi tane takıyorum laptopa tamam çalışıyor da fiyatı soruyorum şok şok şok bilecikteki arkadaşın çalışmayan adaptörünün yarı fiyatı kısmet işte.. Olay böyle bitse hiç dert etmem bileciğe dönüyorum tamire bıraktım ya kendi şarj aletimi almak için uğruyorum merhaba  doktor bey diyorlar (bu doktor bey lafını duydum mu  hazırlıyorum kendimi komik olaylara) hazır şarj aleti . Borcum ne diyorum ikinci şok şok şok  İstanbulda o çok popüler çok iyi bilinen teknoloji mağazasından aldığım yeni şarj aletinin fiyatını söylüyorlar bana tamirat için ve sıralıyorlar ben bir şey diyemeden ama şunu da bunu da tamir ettik diye . Tamam diyorum oğlum sen ver parayı çık . Ben  para kaybediyorum onalar ise bu ucuz kurnazlıklar yüzünden insan kaybediyor . Yerlisi bile durmuyor bu şehirde ….

Benim laptopta artık yaşlandı mı ne , yoksa esnafla aramı bozmak için mi böyle yapıyor bilmiyorum .. 1-2 ay öncede pili artık şarj olmuyor yeni pil alacağım . İnternetten araştırdım ama ya uymazsa diye yine bir bilgisayarcıya sorayım dedim . Bu başka bir esnaf arkadaşlar aynısı sanmayın (ticari anlayışları benzesede) .  Şehirde de yeniyim ya hep tavsiye üstüne buluyorum bu arkadaşları.. İyi esnaflar ya .. bende de bir çekim kuvveti var ama biliyorum , çekiyorum bu değerli esnafı…  Arıyorum telefonla bana şu markanın laptop pili lazım diyorum, ee tabi tanıtıyorum da kendimi , biz bakalım size dönelim diyorlar.. 10 dakika sonra telefonum çalıyor doktor bey diyor karşıdaki ses (ben yine doktor bey lafını duydum ya içim bi hoş oluyor) orijinal pili getiririz yarın elinizde 110$ + KDV isterseniz  siparişi vereyim , tamam diyorum..  Ertesi gün uğruyorum almaya , o da ne pil çakma . Konuştuğum kişi de yok orada kızcağıza diyorum ki ; ama bu orijinal değil o da bana biz zaten orijinal pil getirmiyoruz diyor saf saf bunların hepsi muadil .. ee diyorum bana orijinal dendi bide diyorum internette bunlar çok ucuz yanlışlık olmasın fiyatta çok farklı .. Diğer arkadaşla bi telefon görüşmesi yapılıyor ve biz sizi arayıp bilgi versek neden böyle olduğu hakkında deniyor. Ertesi gün açıklama çok hoş biz orijinal istemiştik ama ne hikmetse bu gelmiş 60$+ KDV de fiyatı var isterseniz  buyurun alın . Çok yorum yapmıyorum bu konuda ; yersen 110 yemezsen 60…

Sanmayın ki sadece bilgisayarcılar böyle geldiğimden beridir bu küçücük şehre  öyle ilginçlikler yaşadım ki , bir zihin jimnastiği yapsam neler çıkar acaba.

Mesela ,bide teknik servisçiler var ana merkezlerini arayıp şikayet etmeden evinize gelmeye tenezzül etmeyen , geldiğinde 2 liralık kabloyu 10 liraya satmaya çalışan para verseniz de işinizi bi kerede yapamayan..

Bide emlakçıları var bu şehrin 3 e 5 , 5 e 10 fiyat veren doktor olduğunuzu öğrenince . Daha şehre gelir gelmez dumura uğratıyorlar sizi…

Biliyormusunuz benim halen parasını ödemiş olduğum ama ürünleri alamadığım çok değerli esnaflar var bu şehirde .  Ama yazmaya utanıyorum çok saf olduğum anlaşılmasın diye ..

Sanmayın ki herkes böyle bu şehirde çok iyi insanlar ve dostlar da var bu şehirde ama yine de dikkat derim yolunuz buraya düşerse …

Herşeyin  gerçek bir değeri var arkadaşlar bu Ahmet için farklı Mehmet için farklı olmamalı , herkes işini hakkını vererek yapmalı ve hak ettiğini almalı . Dediğim gibi benim için hiç sorun değil ben sadece para kaybederim ama bu şekilde davrananlar insan kaybederler ve kaybettirirler.

Dedim ya küçük bir şehir burası , kafalar küçük , düşünceler küçük , hesaplar küçük ….. Büyür mü ? büyür ama yerli halka yazık olur….

13 Şubat 2012 Pazartesi

KİMSE SEYAHATE GİTMESE HEP SEVDİKLERİMİZLE OLSAK


Sevgili Gamze ne olur seyahate gitme hep bizimle kal bu güzel duygularla ve Atakanla. (Gamze ile ilgili : http://atakan310309.wordpress.com/2012/02/03/seyahate-giden-anne-gibiyim/)

Hissettiklerin içinde bulunduğun durum haklı olarak seni çok yıprattı ki bu kadar samimi bir şekilde hissettiklerini tüm çıplaklığı ile bizlerle paylaştın. O kadar samimi o kadar içtendi ki yazdıkların bi çoğumuz satırların sonunu ağlamaktan okuyamadık. Gamze , herkes senin için dua ediyor bir an evvel ilik bulunsun sağlığına kavuş diye, sakın ama sakın mücadeleyi bırakma ..

Senin bu serzenişin öyle bir sinerji oluşturdu ki artık bir misyon üstlenmiş durumdasın, bu nedenle seyahate gitme hayalinden vazgeç çünkü senin öncülüğünde seninle aynı duyguyu paylaşan insanlar sanırım diğer “Gamzeler” için bir şeyler yapma çabası içerisinde olacaktır. Maalesef ülkemizde eksikliklerimiz , yetersizliklerimiz yüzümüze vurulmadan fark edemiyoruz..

 Artık daha duyarlı daha sevgi dolu , inanan ama toplumu ve kendi kaderi için sadece inanmanın yetmediğini bilen çalışkan, duyarlı ve mücadele eden , sadece kendi için değil, çevresi için de çalışan bir toplum yaratabilmek adına bizim sana ve diğer “Gamzelere”  ihtiyacımız var…

11 Şubat 2012 Cumartesi

14 ŞUBAT SEVGİ GÜNÜ


Sosyal medyada 14 şubat sevgililer günü kalksın , kutlanmasın hatta ve hatta tüm özel günler kalksın diye söylemleri izlemekteyiz şu son günlerde .

Günümüzde zaten yoğun çalışma temposu ve stres nedeni ile sevmeyi unuttuğumuz sevdiklerimizi ihmal ettiğimiz bir kısır döngü içerisindeyiz . 14 şubat sevgililer günü değil, sevgi günüdür ve bu özel günde sevmenin sevilmenin nekadar değerli olduğu birkez daha herkes tarafından hatırlanır . Böylesine özel günler olmasa ör. Anneler günü , babalar günü , sevgililer günü, kadınlar günü ve hatta aids haftası vb. gibi acaba kaçımız rutin hayatı içerisinde aynı duyarlılığı gösterir bilemiyorum.

Bu nedenle böyle özel günler olmalı ve sahip çıkılmalı ki herkes kendi dışında ki hayatları da hatırlasın önemsesin.

Sevdiklerinizi seni seviyorum sözcüğünden mahrum etmediğiniz bu özel günde sevgiyle dolup taşmanızı umarım.

Tüm sevdiklerim ve bütün insanların 14 şubat sevgi gününü kutluyorum.

14 Ocak 2012 Cumartesi

BİR ULU ÇINAR DAHA DEVRİLDİ : RAUF RAİF DENKTAŞ


Bir çınar daha devrildi ; bugün hür ve özgür cumhuriyetimizde yaşıyor oluşumuzu borçlu olduğumuz Kurucu Cumhurbaşkanımızı kaybettik. Bu vesile ile daha önce yitirmiş olduğumuz tüm mukavemetçi mücahitlerimizi  saygı ile anıyor allahtan rahmet diliyorum.

Tüm çocukluğum dedem Hüseyin Kandulu’dan TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) kuruluşunu varoluş mücadelesini ve bu mücadele de dava arkadaşı olan Dr. Fazıl Küçük , Rauf Denktaş , Kemal Tanrısevdi ve diğer arkadaşlarının yılmadan korkmadan gösterdikleri azimli vefalı çalışmaları dinlemekle geçti. Tüm bu insanlar Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesinde hayatlarını ortay koydular ve bu çizgilerini hiç bozmadılar. Bu uğurda evlatlar kaybettiler, eşler , aileler kaybettiler ama yılmadılar. Sayın Denktaş’la hatırladığım ilk karşılaşmam yeğenimin düğünüydü, sanırım 5-6 yaşlarındaydım bana büyüyünce ne olmak istersin diye sormuştu bende doktor demiştim, bende kendisine sen ne olmak istersin Denktaş amca diye karşılık vermiştim , bana : keşke bende tekrar senin yaşında küçük bir çocuk olup senin gibi özgür çocukluk yaşayabilsem demişti . Ben bu cümlesini hiç unutmuyorum ve hiçbir çocuğumuzun böyle bir cümleyi söylememesi için elimden geleni yapıyorum..

Ve sevgili Denktaş amca ben bugün sana söylemiş olduğum gibi doktor oldum , sen belki benim gibi tekrar çocuk olamadın ama 13.01.2012 tarihi itibarı ile ölümsüz oldun.

6 Ocak 2012 Cuma

Hakan Şükür'e demokrasi Doktorlar'a zulüm

Pek fazla veryansın etmeyi veya siyasete malzeme konular hakkında konuşmayı sevmesemde bazen insanı öyle bir noktaya getiriyorlar ki içinizdekini söylemek zorunda hatta haykırmak zorunda hissediyorsunuz kendinizi.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazı sadece kendi görüşlerimi ve inandığım doğruları yansıtmaktadır. Doğru ve iyi olanları övdüğümüz gibi yanlış olduğunu düşündüklerimizi belirtmemizin de bir vatandaşlık görevi olduğunu düşünerek :

Türkiyede şuan doktorlar zorunlu (mecburi) hizmet adı altında görevlendirilmekte ve bu görevi yapmadan diplomalarını alamamakta yani özgürce çalışamamaktadır. Yeni yapılan yasalar ile doktorlar ve öğretmenler mesai saatlerinden sonra özel sektörde veya muayenehanelerinde çalışamamaktadır ve bunlar demokratiktir!!! diğer taraftan milletvekillerimiz ek iş yapabilmektedir ve bu etik demokratik diye nitelenip hiçbir tepki verilmemektedir. Sayın Hakan Şükür eğer siz bizim vekilimiz iseniz , size sesleniyorum lütfen yorumculuk yapmaya devam edin ancak bu demokrasinin tüm meslek gruplarına uygulanması için sesiniz mecliste sesimiz olsun çünkü etik koşullar içinde herkes bu hakları elde etmelidir.