26 Aralık 2012 Çarşamba

FIKRA Niyetine: Sağlıksız Sağlık


Sağlıkta dönüşüm politikaları ile halkı galyana getiren zihniyet acaba hastanelerde hastayı dikecek sütür materyali var mı cevap verebiliyor mu? Sütür yok makas yok flaster yok ama hastanın şikayet edeceği telefon hatlarında 24 saat çalışan memurlar mevcut. Bence doktorlarında 24 saat arayıp istekte bulunabileceği bir hat gerekli.(Özlük hakları , emeklilik hakkı , performans değil hakettiğinin gerçek karşılığı, insani çalışma koşulları). Gerçi böyle bir hat olsa inanın doktorlar (%80-90) aramaya tenezzül etmez ve zor koşullarda çalışmaya devam eder. Acil servislerde doktor yok , doktor olan yerde malzeme yok ama şikayet edilebilmesi için her yer yönlendirici afiş dolu…

Hastayı tedavi amaçlı yatırıyorsunuz ilaç serum tedavisini başlıyorsunuz ama ilkokul tahsilli (tahsile değinmemde ki amaç hor görmek değil hekim olmak için harcanan 20 yıllık eğitime dikkat çekmektir.) vatandaş sizi telefonla benimle saatledir ilgilenmiyorlar durumum acil diye şikayet edebiliyor. Kendi tanısını ve aciliyetini kendi belirliyor.

Dr: Beyefendi durumunuz acil değil ama bu ilaç tedavisi ardından operasyon gerekecek öncelikle tedavinizi almalısınız.

Hasta : Ama ben biliyorum alt tarafı dikeceksiniz (yıllarımızı vererek aldığımız eğitim boşa hasta tedaviyi çok iyi biliyor) hemen dikin ben gezeyim sigara içeyim..

Dr: Hemen olmaz önce ilaç tedavisi ile doku hasarı oturana kadar beklemelisiniz.

Hasta : Beni daha önce hiç bekletmediler hemen diktiler.

Dr: Bu durum farklı bu işin uzmanı benim..(yaralanmanın durumu hastaya detaylıca anlatılıyor)

Hasta : Peki ben hep yatmak zorunda mıyım gezip sigara içmek istiyorum..

Dr : Burası hastane tedavi olmak istiyorsanız yatmalısınız..

Hasta : (sadece inanmaz, umursamaz  bir bakış ve sırıtış)

Özet: Sigarasını içemeyen bilinçli ve eğitimli vatandaşa tanınan sosyal hakla hasta arayıp şikayet edebiliyor ve 5 dakika sonra geri dönüş alıyor. (aslında bakanlık adama çay ve sigara gönderse daha mutlu olacak yara mara umurunda değil. )

Bazen olaylar böyle basit biterken bazen de yıllarını çalışıp dişinden tırnağından artırarak çocuğunu gurbetlerde okutan bu yılları hep bir umut, hasret ve özlemle geçiren zavallı doktor annelerinin evlatlarının darp edildiğini hatta öldürüldüğünü öğrendikleri bir telefon ile bitebiliyor.

30 Kasım 2012 Cuma

Love handles- Ask tutamaclari

Küçük dokunuslarla büyük kurtuluşlar :"Love handles- ask tutamaclari "     

Pilates  aerobik fitnes derken eriyip bittiniz ama ask tutamaclarinizdan kurtulmadınız. Dusuk bel giyiyorsunuz pirtliyor , bikini giyiyorsunuz pirtliyor, dar tisortlerden nefret eder oldunuz, Peki böylemi olmak zorunda hayır değil . Tekrar diyetisyenemi gidelim hayır o da çözüm değil . Uzman bir estetik cerrah ile görüşmenizi öneririm çünkü ask tutamaclarini eritmek gercekten zor is..

Sicak yaz aylarının kendini iyice hissettirdiği bikini sezonunun başladığı su günlerde ask tutamaclari artık sorun olmaktan çıkıyor . Aylar oncesi başlayan diyet ve spor programlarına rağmen halen ask tutamaclariniz varsa bunu dert etmeyin 30 dakikalık küçük bı işlemle  artık ask tutamaclarinizdan kurtulmanız mümkün.

Düşük belli giysiler ve dar kiyafetler nedeni ile önceleri bukadar dikkat çekici olmayan ask tutamaclari artık incecik genc kızlarımızın bile büyük birer sorunu haline gelmiş durumda. Bel bölgesinde Lokalize yerleşimli bu tutamaclardan ameliyat bile sayılamayacak kadar konforlu yöntemlerle kurtulmak mümkün. 

7 den 70 e her bayan ve beyin ortak sorunu olan love handles in geri donussuz en değerli tedavi yöntemi liposuctin işlemidir. Lokal anestezi ile veya çok hafif sedoanaljezi ile uygulanabilen liposuction işlemi ile tutamaclarinizdan kurtulmanız mümkün. Bu işlem sadece iki küçük delikten gerçekleştiriliyor ve önce özel solusyon ile parçalanan istenmeyen yağlarınız daha sonra özel kanuller yardımı ile aspire ediliyor. İşlem sonrası evinize donüyorsunuz ve tek yapmanız gereken iki uç hafta süre ile derinin gevşemesini önlemek için korse kullanmak . Böylelikle ask tutamaclarinizla geri dönüşümsuz olarak vedalaşmis oluyorsunuz.

 İşlem sonrası oluşabilecek hafif morluk ağrı ve deri gevsemelerinin önüne gecmek içinse artık " vasser liposuction" diye bilinen ultrasonic liposuction yöntemini klasik liposuctiona göre sıklıkla tercih etmekteyiz. Peki nedir vasser teknolojisi size kısaca bundan bahsetmek isterim. Vasser ultrasonic dalgalar yardımı ile önce yağların vücut icinde parçalanması ve daha sonra aspire edilmesi yöntemdir. Bu ultrasonic etki ile hem derinin sıkıligini yeniden kazanması hemde küçük kanamaların önlenmiş olması nedeni ile ağrı morluk ve ödem süresinin kısalmasi sağlanmaktadır . 

Evet bugün sadece yarım saatte adı sevimli kendi sevimsiz ask tutamaclari ile nasıl vedalasabilecegimizi öğrendik ancak liposuction işlemi oncesi uzman bir estetik cerrah tarafından tüm vücudun muayenesinin yapılması gerektiğini ve bu işlemin zayiflatma işlemi değil bir vücut şekillendirme işlemi olduğunu hatırlatmak isterim. Tutamaclarin olmadıgı ask dolu sicacik yazlar dilerim.

24 Kasım 2012 Cumartesi

BACAK ve KALÇA ESTETİĞİ

Bacak ve kalca estetiği
Guzel ve çekici bacaklara sahip olmak , ince bilekler istemek tüm bayanların arzusu. Peki bunun için neler yapmak gerekiyor. bacaklarından şikayetçi olan hanımlara baktığımız zaman sıklıkla 3 temel şikayetin oldugunu görmekteyiz. Birinci ve sıklıkla ortaya çıkan şikayet bacaklardaki eğrilik , incelik ve buna bağlı olarak hanımların etek giymekten uzaklaşmaları olarak dikkat çekiyor. Bu sorunun çözümünde bacak protezleri ve kok hücreden zenginleştirilmiş yag dokusu aşılamaları suan çok popüler. Ancak tecrubelerimiz protez ameliyatlarının iz bırakması ağırlı olması ve doğallıktan uzak olması nedeni ile yag hücresi aşılamalarının eğri ve ince bacak tedavisinde çok daha iyi sonuclar doğurduğu ve hastaların daha mutlu olduğu yönünde. Bir veya iki seans gerektiren bu işlemde kisinin kendinden alınan yag hücreleri hazırlanip bacaklardaki problemli alanlara enjekte edilir. Daha homojen ve doğal olan bu işlemde agri ve iz problemleri ile karşılaşılmaz. 3-6 ay sonraki kontrollerde gerek görülürse ikinci enjeksiyon yapılabilir. 
Bilek ve bacak bölgesinde ki kalınlık şikayetleri için ise liposuction işlemi çok yeterli ve tatmin edici sonuclar vermektedir. Yine iz bırakmadan sadece küçük deliklerden özel kanuller ile emilen yag hücrelerinden sonra iki hafta süre ile özel çorapların kullanılması yeterlidir.
Estetik cerrahinin gelişmesi teknolojinin de yardımı ile çok ilerilere ulaşmıştır. En güncel ve sıklıkla kullanılan kok hucreden zenginlestirilmis yag hücre aşılamaları yuz genclestirme, yanık-yara izlerinin tedavisi, bacak şekillendirme, meme büyütme gibi işlemlerde kullanılmakla  birlikte zaman içerisinde hacim kaybeden kalçaların şekillendirilmesinde ve çekiciliğinin geri kazanılmasında önemli bir yer tutmaktadır. Kalçalarda zamanla gelişen hacim kaybı ve duzlesme yag hücre enjeksiyonları ile giderilirken, buna eşlik eden belde kalinlasma ve kalça ile geçişin kaybolması gibi problemlerde bele liposuction işlemi uygulanmalıdır. Hacim kaybının yanisira deride gevşeme sarkma ve buna bağlı kalça altlarında ikinci bir kalça görüntüsü oluşmuş ise kapalı yöntem ile yapılacak kalça asma işlemi bu deformitenin giderilmesinde çok etkindir.
Zamana ve yerçekimine karsı koymak mümkün değildir . Bu nedenle vücutta deformiteler zamanla kaçınılmaz olmaktadır. Burada ikinci ve en önemli kısım vücudun bütün olarak değerlendirilmesi ve bütünlüğün sağlanması için varsa diğer eşlik eden probleminde aynı işlem esnasında giderilmesidir. Uzman bir estetik cerrahtan beklenen veya beklenmesi gereken de budur. Bilek ve bacak kalınlığından şikayetçi bir bayanın diz icyanlarini varsa buralardaki fazlalıkları tedavi etmemek ilerleyen donemde mutsuz bir sonuc doğuracaktir.
Doğru ve etkin tedaviler ile bir hastayı mutlu etmek kadar eksik yapılan bir tedavi ile hastanız ile birlikte mutsuz olmanızda çok kolaydır.
Tüm okuyucularımıza iyi ve sağlıklı günler dilerim.



13 Kasım 2012 Salı

Bir yılda 1000 ameliyat yaptı

Bir yılda 1000 ameliyat yaptı

Bilecik Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi Uzman Doktoru Hüseyin Kandulu'dan gurur duyulan rakamlar

13.11.2012

Bilecik Devlet Hastanesi'ne geldiği günden itibaren Bilecik halkının gönlünde yaptığı başarılı ameliyatların yanı sıra kişiliği ile yereden Plastik Cerrahi Doktoru Hüseyin Kandulu, bir yıl içerisinde 1000 ameliyat gerçekleştirdi.
Bir ilin Devlet Hastanesi'nde Kardiyoloji doktoru bulunmamasının ayıbının verdiği rahatsızlık ile gündeme gelen Bilecik Devlet Hastanesi, başarılı doktorlar ile de adından söz ettiriyor.
Bilecik Devlet Hastanesi'nde bir ilki gerçekleştirerek kaşı çöken bir hastayı yurtdışından getirttiği başkasından alınmış özel bir kemik ile kemik transferi ameliyatı yaparak hastayı bir günde aynı haline getiren Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Kandulu, şimdi de yaptığı başarılı ameliyatların sayısı ile gündeme geldi.
Bir yılda 1000 tane ameliyat yapan Dr. Kandulu'nun başarılı ameliyatlarının duyulmasının ardından Bilecik'in yanı sıra diğer illerden de gelen vatandaşların yanı sıra Hastane personelinin dahi ameliyat olmak için sıraya girdiği öğrenilirken, Doktorun azimli çalışması kamuoyunun da takdirini kazanıyor.
Giderek artan hasta sayısının yanısıra çevre illerden gelen taleplerle her gün yaklaşık 3-4 ameliyata giren Dr. Kandulu, hastaların artık çok bilinçlendiğini ve iyi bir hekim ve başarılı tedavi için mesafeleri dert etmediklerini belirtti. Dr. Kandulu, başarısının arkasında ciddi bir emeğin, disiplinli bir çalışmanın olduğunu ve ameliyatı işine olan sevgisi ve hastalarına olan saygısına borçlu olduğunu söylerken kendisini yetiştiren değerli hocalarına ise teşekkür etmeyi unutmadı.
Daha önce 2-3 kez burun ameliyatı geçirmiş ve başarısız sonuçlar nedeni ile artık son olsun diye kendisine müracaat eden hastalarına uyguladığı başarılı ameliyat yöntemi ile kendisini kanıtlayan Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Kandulu, Bilecik Devlet Hastanesi'nin sınırlı imkanlarına rağmen özverili çalışan ve hastaneyi ileri taşımak için mücadele eden güçlü idari bir kadrosunun olduğunu ve dinamik genç hekimlerle çok daha iyi noktalara kısa zaman da ulaşacağına inandığını söyledi.
Haziran 2013'e kadar ameliyat randevuları doldu
Artık hastalarına ameliyat için randevu veremediğini de belirten Dr. Kandulu, Haziran 2013 ayına kadar ameliyat yapılacak hasta sayısının dolduğunu gelen hastaların isim ve irtibat telefonunu aldığını ancak boş yada ameliyat olmaktan vazgeçen olduğu takdirde araya hasta alabileceğini söyledi.

30 Nisan 2012 Pazartesi

NEDİR BU DOKTOR DÜŞMANLIĞI?

AYDINLANMA

EMRE KONGAR

Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri aydın düşmanlığıdır.

Zaman zaman yatışan, zaman zaman güçlenen bu aydın düşmanlığının temelinde dört faktör olduğu düşünülebilir:

Birinci faktör, yükselen beklentiler ve bu yükselen beklentilere ulaşmak için gerekli çabanın gösterilmeyişidir:

Üniversiteye bile gitmemiş bir vatandaş, hayatının yaklaşık kırk yılını harcayarak profesör olmuş bir beyin cerrahının prestijini, gelirini, hayat standardını ister...

İkinci faktör, din, mezhep, ırk, milliyet, siyaset, yaşam görüşü farklılıklarından kaynaklanan bağnazlıktır:

Bağnaz insan, kendi düşüncelerine, inançlarına aykırı olan ya da aykırı olmasa bile bu düşünceleri, inançları sorgulayan insanları dışlar, onları düşman gibi görür.

Üçüncü faktör, edilgenlik ve çaresizlik duygusudur:

Yaşamından memnun olmayan, hayattaki amaçlarını gerçekleştirmenin, sorunlarını çözmenin yolunu bulamayan, yoksul ve çaresiz insanlar, mevcut koşullardan dolayı "başkalarını", "sorunlarını çözemeyenleri" sorumlu tutarlar.

Dördüncü faktör, özellikle siyasetten kaynaklanan toplumdaki popülist söylemlerdir.

Bu popülist söylemler hem cepheleşmeleri, düşmanlıkları besler, hem de geniş, yoksul kitleleri, kendilerinden farklı olan aydın kesimlere karşı kışkırtır.

* * *

Türkiye'de askeri darbe yönetimleri de, popülist sivil yönetimler de, aydın düşmanlığını körüklemişlerdir.

Her dönemde iktidarları sorgulayan aydınlar baskı altına alınmış, itip kakılmış, hapse atılmıştır.

Doktor düşmanlığı, aydın düşmanlığının özel bir biçimidir.

En basit örnek, mecburi hizmet konusunda verilebilir:

Türkiye'de özel girişim özgürlüğü vardır, piyasa mekanizması egemendir; herkes zorunlu eğitimi aldıktan ve meslekî standartlara göre gerekiyorsa stajını yaptıktan sonra, mesleğini istediği yerde icra edebilir...

Doktorlar hariç!

Sadece doktorlar, bütün eğitim ve staj gereklerini yerine getirseler bile belli bir süre Sağlık Bakanlığı'na mecburi hizmet yapmadan mesleklerini icra edemez.

* * *

AKP'nin sağlık reformu adı altında uygulamaya koyduğu ilkeler doktorlara da halkımıza da karşıdır:

Üniversite hocalarının sağlık hizmeti vermeleri neredeyse olanaksızlaşmıştır.

Muayenehane doktorluğu, giriş kapılarını bile ölçen bir denetim sistemi ile can çekişir hale getirilmiştir.

Devlette çalışanlar, "performans sistemi" adı altında zorlandıkları koşullarda, hiçbir hastaya doğru dürüst bir tedavi uygulayamayacak kadar yoğun bir iş yükü altına sokulmuştur.

Kamu hastanelerinin yönetici kadroları uzmanlardan temizlenmiş, yandaşlarla doldurulmuştur.

Özel hastanelerin bile kadrolarına el konmuş, isteyenin istediği doktoru istihdam etmesi engellenmiştir.

Hastalar beklenmedik katkı payları ödemeden kaliteli hizmet alamaz hale gelmiştir.

* * *

Aydınlara, doktorlara karşı genel yaklaşım bu olunca, zaten şiddete dönük feodal değerlerden kurtulamamış olan halkımız da bu ortamda, sağlıkla ilgili her türlü sorununu, çaresizliğini, doktorlara saldırarak ifade etmeye başlamıştır.

Son günlerde bütün kamuoyunu isyana sevk eden cinayet ve darp olaylarının arkasında yatan temel yapı budur.

* * *

Türk Tabipler Birliği ve İstanbul Tabip Odası bu sorunlarla başa çıkmak için canla başla uğraşmaktadır.

Medyada, Cumhuriyet ve bir-iki gazete dışında fazla bir yer bulamasalar da, çok ciddi çalışmalar yapmakta, halkımızın ve sağlık personelinin sorunlarını sürekli dile getirmektedirler.

Bu Pazar İstanbul Tabip Odası'nda seçimler vardır.

Bu seçimlerde de elbette her seçimde olduğu gibi yandaşlar, yönetimi ele geçirmek için çalışacaklardır.

Bütün doktorların bu seçimlere katılmaları ve bugüne kadar sorunlarına sahip çıkmış olan mevcut yönetime destek vermeleri, hem kendi meslekleri hem de halkımızın sağlık sorunları açısında hayati bir önem taşımaktadır.

Kendi sorunlarına ve kendi örgütüne sahip çıkmayanlar kimseden de anlayış ve yardım bekleyemez!



***Üstteki  yazıda Emre Kongar’ın  hekimler ve sağlık sistemi hakkında ki tesbitlerini bulmaktasınız. Hekimlik mesleği dışında ve de bu sistem içinde olmayan bir kişi sistemi eğer bu kadar iyi analiz ediyorsa demek ki her şey ayyuka çıkmış.

Sadece şunu öğrenmek istiyorum. Eğer bu yazılanlar yanlış ise hekimler çok iyi koşullarda çok iyi maaşlarla çalışıyor ise mecburi hizmete ne gerek var? Normal atamalar yapılsın bu güzel koşullarda çalışmak için herkes sıraya girecektir zaten….

Yok eğer mecburi hizmet devam ettirilecekse , demek ki sistemde yanlışlıklar ve eksiklikler var, düzeltilmesi gereken…
Umarım hekimler dahil herkes bu yazıdan üzerine düşen dersleri çıkarır ve daha aydın daha medeni koşullar için elini taşın altına koyar..

Bedelli doktorluk çıksa kaç kişi yararlanır hayal edemiyorum…

18 Nisan 2012 Çarşamba

Dr. ERSİN ARSLAN


“Genç bir hekim hunharca öldürüldü siz oturduğunuz yerde rahat mısınız “

Çok şey mi istiyoruz bilmiyorum ama yıllarımızı verdiğimiz bu güzide mesleğe biraz saygı ve itibarının geri kazandırılması artık şart ..

Öylesine zor ve meşakkatli bir eğitimden geçiyor ki doktorlarımız bir durup düşünmek gerek… onlara değer vermeden veya kızmadan önce bir değil bin kez düşünmeniz gerekiyor .. hiçbir şeyle ölçülemez hekimlerin yaptığı işin değeri hayatlarını vermişler çünkü bu mesleğe ..  daha eğitim aşamasında zorluklar nedeni ile intihar eden birçok genç hekim adayı var… ve tabi bunun yanında ilaçlar yardımı ile bu stresli eğitimi almaya devam edenler…

6 yıllık tıp eğitimi sonrasında uzmanlık sınavı denen bir illet ve sonrasında enaz 5-6 yıllık uzmanlık eğitimi  yani en az 12-13 yıllık bir eğitim gerekiyor halka hizmet edebilmek için . hekim olmayı seçenlerin zaten temel amacı insanoğluna yardım ama birde sonrasında zorunlu hizmet var .. zaten adamlar gönüllü seçmiş bu işi , gönüllü hizmet varken zorunluya ne gerek..

Bir hekimin devlete ve ailesine maliyetini hesaplayan var mı bilmiyorum ama yıllarca ailelerin gözünden dişinden sakınarak çocuğum doktor olsun diye verdiği uğraş sonrası bu güzide mesleğe sahip kişilerin değerini ne performans ölçebilir ne de başka bir şey .. herkes beyin veya kalp açamayacağına göre yılların eğitimini hiçe sayarak sen bu ay bir beyin açtın performansın düşük demek saçmalıktan öte bir şey değildir.

Tüm bu süreç içinde kendini halkına hizmete adamış çoğunluğa sahip hekimlere karşı oluşturulan karalama ve öfke politikası insanı mesleği bırakmayı düşünecek kadar karamsarlığa itiyor..  yıllarını mesleğine vermiş genç hekim arkadaşımız Dr.Ersin Arslan’ın gencecik kalbi hunharca bir bıçak saldırısı ile durduruldu..  tek derdi halkına hizmet etmek olan hekimlere karşı şiddet giderek artarken şiddeti körükleyenlerin artık oturup düşünme zamanı geldi de geçiyor.. zaten performans denen saçmalık yüzünden hizmet kalitesi yerlerde sürünürken birde can güvenliği  endişesi yaşayan hekimlerden kimse verimli hizmet beklememeli .. çünkü sistem hekimi etliye sütlüye karışmamaya götürüyor.. bu durumda sevk memurları çalıştırsak daha makbule geçer inanın ..genç ve idealist bir hekim sadece tedavi etmek istediği için bir hasta yakını tarafından öldürülebiliyor..

Dr.Ersin Arslan'a  Allahtan Rahmet, ailesine sabırlar diler , bu hunharca olaya tıp camiasının ve duyarlı vatandaşların tepkisiz kalmamasını temenni ederim.  Hepimizin başısağolsun.. http://haber.mynet.com/saldiriya-ugrayan-doktor-kurtarilamadi-626095-yasam/